ZİL ÇALDI

Annem evde bulduğu ablamdan kalma birkaç defter ve kitabı, şeffaf bir naylon torbaya tıkıştırıp, ‘‘haydi, sen de git okula’’ demişti.

Afallamıştım. Yaşamım kaçtı bilmiyordum, yedi mi?!

Sonra yan köy/mezradaki okula gitmek için bayır aşağı bağıra çağıra koşan arkadaşlarıma yetişmiş, bir süre, hayatımdaki bu yeni ‘şey’i anlamaya çalışmıştım.

Dizlerim titriyordu.

Çok heyecanlıydım.

Yan köye varmak için dere ve tepeleri tırmanmak gerekiyordu.

Ama ben dik olan bir yokuşu tırmanamamış, yarısında kesilmiştim.

Okumaya devam et “ZİL ÇALDI”