İNCİNSEN DE İNCİNME

‘’Canlılar arasında ayrım yapmayan, kadını erkekle eşitleyen, büyüğü küçükten ayrı görmeyen, dil, din, ırk ayrımı yapmayan, çoğun yanında değil, azın tarafında olan, gerçeğe hû çeken, ölümü değil, yaşamı kutsayan, Tanrıyı insanda görüp, insana niyaz eden, eline, diline, beline sahip olmayı erdem sayan, özeleştiri mekanizması olan özünü dara çekmeyle, gönüllü olmayı içselleştiren, ruhunu arındıran, insan-ı kamil denilen üstün insana varmayı felsefi düstur edinen, rıza şehri ütopyasını gündelik yaşantısında içselleştiren bir ‘inanç’ topluluğuna neden zulüm yapılır?’’

 

Okumaya devam et “İNCİNSEN DE İNCİNME”