MUNZUR’DAN BİR TAS SU İÇMEK

”Elazığ il sınırından çıkıp yönünüzü Peri Suyuna çevirdiğinizde, Munzur’un heybetli dağlarıyla karşılaşırsınız. Munzur Suyunun, Peri Suyuyla ikrar aldığı Peri nahiyesinin güneyi sivrisineklerin cenneti bir bataklık olmuş. Dersim il sınırına vardığınızın işaretini her ne kadar dağlar ve nehirler vermiş olsa da artık devlet de coğrafyaya işaretler koymuş. Navigasyon ve haritalarda göremeyeceğiniz bu işaretler devletin bekasını temsil ediyor. Doğrusu öyle sanıyorlar!”

Okumaya devam et “MUNZUR’DAN BİR TAS SU İÇMEK”

HORASAN’DAN NASIL GELDİK?!

Türkiye’deki Alevilerin çoğu ve Dersimlilerin neredeyse tamamı Horasan’dan geldik derler. Bunun maddi temelleri nedir, en azından gerçek midir araştıran soran olmamıştı pek. Oysa Horasan’dan sadece gelen olmamıştı, giden de olmuştu. Hatta gidip gelen olmuştu. Uzun bir tarih aralığına tekabül eden bu göçlerin bilinen en büyüğü ise Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail savaşı sırasında cereyan etmişti.

Yine başka bir klişe de Horasan’dan gelenlerin Orta Asyalı Türk olduğuydu. Oysa yapılan alan çalışmaları ve tarihsel kaynaklar bunun hiç böyle olmadığını gösteriyor. Horasan’dan Anadolu’ya hele Dersim ve çevresine yerleşen Alevilerin hemen tamamının aslen Kürt (Kurmanç-Kırmanc/Zaza) oldukları, dahası sadece Alevi olmadıkları, Sünni ve Şafii Kürtlerin de bu göç yollarına düşürüldüğü/düştüğü görülüyor.

Araştırmacı-Yazar Faik Bulut, Alevilerin sosyokültürel belleğinin başat argümanı Horasan için yollara düşmüş ve bu tarihsel süreği yerinde gözlemlemiş. 

Okumaya devam et “HORASAN’DAN NASIL GELDİK?!”

İSİM, ŞEHİR, DEVLET

Çocukken ‘‘isim-şehir’’ oyunu oynamışsınızdır. Bu yaşlarda bilgiyi oyunlaştırıp verince çocuğa, daha erken öğreniyorlar. Zira ağaç yaşken eğilirmiş. Zaman büyüklerin hayatına doğru akınca, çocuklar da unutuveriyor oyunları.
Bu zaman akışı ‘normal’ yaşanan hayatlar için böyle. Bir de anormal koşullar var. O durumlarda çocuğun oyununa devlet ve uzamları girer. Bu çocuklardan bazılarının payına yaşından fazla kurşun düştüğü de olur. Ulus devletlerin uykusunu kaçıran ‘ötekiler’in çocukları kendine ait olanı istemeye başlayınca, Uğur Kaymaz gibi ‘devlet dersinde, kara tahtanın altında öldürülürler.’

Okumaya devam et “İSİM, ŞEHİR, DEVLET”

ZER: ŞARKININ YOLCULUĞU

Kürt sineması denilince; siyasal iklimin, sosyal alanı sakatlamasından kaynaklı olmalı ki hep bir politik bağlam kuruluyor. Bu yaklaşım da hem yönetmeni, hem de filmi, kurmacadan koparıp, rasyonel kalıplara hapsediyor. İzleyici bu aplikasyonla filmde zaman ve mekan ilişkisini reel gerçeklikle kurmaya çalışıyor.

Bu örgütlenmiş olgu; filmi sanatsal yaratım bağlamından uzaklaştırıp, salt bir gerçeklik düzleminde tutmaya neden oluyor. Bu bir tehlike aslında. Sanata bu optikten bakınca, kendi dar kalıplarımızın hegemonyasına teslim oluyoruz. Kürtlerin siyasal ve sosyal alanını baskılayan bu anlayışın, günlük yaşantıdan, sanatsal üretim alanlarına kadar, geniş bir yaşam alalını yönlendirdiğini söyleyebiliriz. Bu basınç, aynı zamanda Kürt siyasal hayatını ve aktörlerini de etkisi altına alıyor. Verili kalıplar, mağdurun da diline ve davranışına sirayet ediyor. Böylece Kürt siyasal alanı, sanat  yaratımlarında bir mahalle baskısına da dönüşebiliyor.

Okumaya devam et “ZER: ŞARKININ YOLCULUĞU”

ŞARK ISLAHAT PLANI YÜRÜRLÜKTE

Hz. Muhammed ile Hz. Ali’nin kumanda ettiği Hendek Savaşı, haklı olarak İslam aleminin belleğinde güncelliğini koruyor. Salman-i Farisî’nin o müthiş stratejisi övgüyü hak ediyor. Ama İslam aleminin çoğunluğu Kürtlerin, 1389 yıl sonra kendilerini korumak için açtıkları hendeklerin başında vahşice öldürülmelerine, camilerinin bombalanmasına ses çıkarmıyor. Aksine Diyanet’ten destek fetvaları alıp, dini siyasete alet ediyorlar. Buna karşı ‘sivil cuma eylemleri’ yapan halkı da terör destekçiliğiyle suçluyorlar

1925’te Şark Islahat Planı’yla baskılanan Kürt hak ve özgürlüklerinin bugünkü kavramsal karşılığı ‘’Çökertme’’ ve “Terörle Mücadele Eylem Planı” olmuştur. Siyasal alanı, ekonomik alana tahvil etmekle yetinen Davutoğlu, yaşamsal pratiklerle pek bir bağlamı olmayan ve bol temenni içeren programlar açıklıyor. Başta Cizre ve Sur olmak üzere bir çok il ve ilçe merkezinde, halkın ‘özyönetim’ isteği, devletin katliam boyutuna varan şiddetine maruz kalıyor. Yani devlet, hikayesine, kaldığı yerden devam ediyor.

Okumaya devam et “ŞARK ISLAHAT PLANI YÜRÜRLÜKTE”