ZİL ÇALDI

Annem evde bulduğu ablamdan kalma birkaç defter ve kitabı, şeffaf bir naylon torbaya tıkıştırıp, ‘‘haydi, sen de git okula’’ demişti.

Afallamıştım. Yaşamım kaçtı bilmiyordum, yedi mi?!

Sonra yan köy/mezradaki okula gitmek için bayır aşağı bağıra çağıra koşan arkadaşlarıma yetişmiş, bir süre, hayatımdaki bu yeni ‘şey’i anlamaya çalışmıştım.

Dizlerim titriyordu.

Çok heyecanlıydım.

Yan köye varmak için dere ve tepeleri tırmanmak gerekiyordu.

Ama ben dik olan bir yokuşu tırmanamamış, yarısında kesilmiştim.

Okumaya devam et “ZİL ÇALDI”

EKİNOKS MUCİZESİ

Erzurumlu İbrahim Hakkı, 1734 yılında Tillo’da yaptığı bir manuel sistemle, hocası İsmail Fakirullah’ın mezarını aydınlatmış.

“Uzayın yollarını Tillo sokaklarından daha iyi bilirim” diyen İbrahim Hakkı’nın Siirt’in Tillo (Süryanice “Yüksek Ruh”) ilçesinde bulunan yapıları, arada aksatılsa da hala işlevlerini sürdürüyor.

21 Mart ve 23 Eylül’de doğan güneşin ilk ışıkları, duvarın ortasında bulunan pencereden süzülüp, kuledeki aynaya yansıdıktan sonra ışığın kırılması yöntemiyle pencereden türbeye ve oradan da İsmail Fakirullah’ın mezar başını aydınlatıyor.

Okumaya devam et “EKİNOKS MUCİZESİ”

MUNZUR’DAN BİR TAS SU İÇMEK

”Elazığ il sınırından çıkıp yönünüzü Peri Suyuna çevirdiğinizde, Munzur’un heybetli dağlarıyla karşılaşırsınız. Munzur Suyunun, Peri Suyuyla ikrar aldığı Peri nahiyesinin güneyi sivrisineklerin cenneti bir bataklık olmuş. Dersim il sınırına vardığınızın işaretini her ne kadar dağlar ve nehirler vermiş olsa da artık devlet de coğrafyaya işaretler koymuş. Navigasyon ve haritalarda göremeyeceğiniz bu işaretler devletin bekasını temsil ediyor. Doğrusu öyle sanıyorlar!”

Okumaya devam et “MUNZUR’DAN BİR TAS SU İÇMEK”

ALEVİLERİ ÖTEKİLEŞTİREN AKP İKTİDARI OY PEŞNİNDE

Nesimi ADAY

AKP seçim beyannamesinde, ‘Cemevlerine hukuki statü tanıyacağını’ açıkladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin seçim beyannamesinde ‘’Farklı dillerin yanı sıra, farklı inanç ve mezhepler konusunda da cesur adımlar attık. İlk defa “Alevi Çalıştayları” düzenleyerek, İslam inancının farklı yorumlarının daha özgür bir ortamda tartışılmasına ve sorunlarının demokratik bir ortamda aşılmasına zemin hazırladık. Cemevleri, eğitim sisteminde sağlıklı bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Bu noktada, geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız,’’ dedi.

İktidarda olduğu süre boyunca Alevilerin hiç bir talebini kabul etmeyen iktidar, yeni hamlelerle onların kırılan kalbini onarıp, onlardan ‘yararlanmanın’ hesabını yapıyor.

Okumaya devam et “ALEVİLERİ ÖTEKİLEŞTİREN AKP İKTİDARI OY PEŞNİNDE”

DÜNYA KAN AKAN MUNZUR’UN SESİNİ DUYMADI

Nesimi ADAY

İnsanlık tarihi ne yazık ki cinayetler, katliamlar ve soykırım hikayeleriyle doludur. Havva ile Âdem’in çocukları arasında başlayan kardeş kavgası çağlar boyu sürecek bir cinayetin suflesi oldu. Kâbil’in Hâbil’e vurduğu ‘hançer’, Cemal Süreya’nın dizesiyle ‘iki ciğer arasında bağlantı kuran’ bir yaraya dönüştü.

Amerika kıtasında ‘beyaz adamların’ Kızılderili yerlilere uyguladığı soykırım ile İngilizlerin, Aborjinlere yaptığı soykırım hala lanetlenmekte.

İnsanlığın daha yakın tarihinde ise Nazilerin Yahudi ve Çingenelere yaptığı katliamlar hatırlanır. Sayısız film ve kitabın yazılarak lanetlendiği holokost, Almanların özür dilemesiyle bir nebze acıları dindirmiş oldu.

 

Okumaya devam et “DÜNYA KAN AKAN MUNZUR’UN SESİNİ DUYMADI”

HORASAN’DAN NASIL GELDİK?!

Türkiye’deki Alevilerin çoğu ve Dersimlilerin neredeyse tamamı Horasan’dan geldik derler. Bunun maddi temelleri nedir, en azından gerçek midir araştıran soran olmamıştı pek. Oysa Horasan’dan sadece gelen olmamıştı, giden de olmuştu. Hatta gidip gelen olmuştu. Uzun bir tarih aralığına tekabül eden bu göçlerin bilinen en büyüğü ise Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail savaşı sırasında cereyan etmişti.

Yine başka bir klişe de Horasan’dan gelenlerin Orta Asyalı Türk olduğuydu. Oysa yapılan alan çalışmaları ve tarihsel kaynaklar bunun hiç böyle olmadığını gösteriyor. Horasan’dan Anadolu’ya hele Dersim ve çevresine yerleşen Alevilerin hemen tamamının aslen Kürt (Kurmanç-Kırmanc/Zaza) oldukları, dahası sadece Alevi olmadıkları, Sünni ve Şafii Kürtlerin de bu göç yollarına düşürüldüğü/düştüğü görülüyor.

Araştırmacı-Yazar Faik Bulut, Alevilerin sosyokültürel belleğinin başat argümanı Horasan için yollara düşmüş ve bu tarihsel süreği yerinde gözlemlemiş. 

Okumaya devam et “HORASAN’DAN NASIL GELDİK?!”

ERMENİ AŞUĞLAR

Seferberlik… deyu eyledi ilan

Soydu Ermeni’yi, koydu hep üryan

Akherinde etdi kör yola revan

Gidelim, vatan Havrana kaldı

 

Sa’at beşte indik Hama düzüne

Kimse bakmaz muhacirin yüzüne

Göz diktiler Ermeni’nin kızına

Her ağa yanına bir dane aldı

 

Çocukları çadırda khasta yatdılar

Ölüleri kuyulara atdılar

Aclıkdan hep evladlarını satdılar

Satan çok idi meded alana kaldı

 

Allah kahr ede şu Almanı

Mahv olsun şöhreti şanı

Sebeb oldu, dökdü Ermeni kanı

Kanlı göz yaşı ömmana vardı

 

Gelmedi Fransız, Moskof, İngiliz

Koydular dünyayı virane inssiz

Ana baba öldü, çocuklar öksüz

Bigünah yavrular meydanda kaldı

 

Aşuğ İmanım Mennuş

 

Mehmet Bayrak, bir zamanlar İstanbul’da çok sayıda Ermeni aşuğun yaşadığını, bunların çoğunlukla Kumkapı ve Yenikapı semtlerinde ikamet ettiğini söyüyor. Örnek olarak da Derûni, Aşki, Ahteri, Ferdi, Gedai, İkrari, Nâimi, Resmi, Sahri, Sadai, Sevdai, Şirinii Lisani, Yeksani, Mahcubi, Püryani, Saliki, Dertli, Yesari, Ceyhani, Çınari gibi aşuğların ismini veriyor okura…

Okumaya devam et “ERMENİ AŞUĞLAR”

İNCİNSEN DE İNCİNME

‘’Canlılar arasında ayrım yapmayan, kadını erkekle eşitleyen, büyüğü küçükten ayrı görmeyen, dil, din, ırk ayrımı yapmayan, çoğun yanında değil, azın tarafında olan, gerçeğe hû çeken, ölümü değil, yaşamı kutsayan, Tanrıyı insanda görüp, insana niyaz eden, eline, diline, beline sahip olmayı erdem sayan, özeleştiri mekanizması olan özünü dara çekmeyle, gönüllü olmayı içselleştiren, ruhunu arındıran, insan-ı kamil denilen üstün insana varmayı felsefi düstur edinen, rıza şehri ütopyasını gündelik yaşantısında içselleştiren bir ‘inanç’ topluluğuna neden zulüm yapılır?’’

 

Okumaya devam et “İNCİNSEN DE İNCİNME”

Yazarların açıklamasına para cezası

Dersim Araştırmaları Merkezi (DAM) yöneticisi şair Nesimi Aday, Munzur festivalinin yasaklanmasını ve orman yangınlarını protesto amaçlı basın açıklamasına katıldığı gerekçesiyle para cezasına çarptırıldı. Gerekçe, ’emre aykırı davranış…’ Sanatçı Ferhat Tunç ve araştırmacı-yazar Hüseyin Ayrılmaz’a da aynı ceza tebliğ edildi.

Okumaya devam et “Yazarların açıklamasına para cezası”

DEVLET, DERSİM’DE ORMAN YAKIYOR

Dersim’de ormanla yine yakılıyor.

Dersim’de, binlerce yılda oluşan habitat, devlet tarafından iç savaşa kurban ediliyor. Demokratik çözüm modellerini rafa kaldıranlar, siyasi sorunları, savaş baronlarının şiddet politikalarına tahvil etmiş durumdalar.

İnsanlarla savaşmakla tatmin olmayan ölüm tacirleri, Hasankeyf örneğinde olduğu gibi, tarihle savaşırken, Dersim’de de doğayla savaşıyorlar. Okumaya devam et “DEVLET, DERSİM’DE ORMAN YAKIYOR”