DİRENİŞİN TARİHSEL KÖKLERİ VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI

‘‘Zalimin talim ettiği yola minnet eylemem’’ 

Seyyid Nesîmî

 

Doğada olan hemen her şey zıtlarıyla vardır. Gecenin zıddı gündüzdür. Dişi, erkeğin varlık nedenidir. Doğru, yanlışla anlam bulur. İyiliğin karşısında kötülük vardır. Zulüm isyanı, isyan direnişi, direniş devrimi doğurur. Tez ve antitezin ortaklığı diyalektiği yaratır. Akıl yaşamı besler, bilgi aklı.

İnsan bilgisi ve algısı oranında dünyayı algılar. Bilgisi dışındaki şey’leri masala içerik yapar, totemlerle açıklar. Vikingler ayı ve güneşi yiyen Skoll ve Hati isimli kurtların kıyamete sebep olacağına inanır, ayı ve güneşi kurtarmak için gürültü çıkarırlarmış. Bir çok ‘eski dünya’ insanı, dünyanın gölgesine giren ay’ı kurtarmak veya ayın gölgesinde kalan güneşi kurtarmak için teneke çalıp, silah patlatırmış.

Gökbilimcilerin, evreni, gözlem ve deney sonuçlarıyla açıklamaya başlaması, bir zamanlar gerçekle eşdeğer tutulan mitolojik hikayeleri masallaştıracak, çocukların eğlencesi mertebesine düşürecekti. Teleskop bulununca teneke gürültüsü kesilecek, ‘güneşi hapseden’ cinler unutulacaktı. Güneşin tutulmasını doğal nedenlerle açıklayan Thales, büyücülerin oluşturduğu mitleri itibar kaybına uğratacaktı.

Continue reading

Biz Çıktığımız Dağdan İnmedik Daha

Bir düş kuramcısı olarak Şair Mehmet Çetin

Şair, yazar, düşyoldaşımız Mehmet Çetin’in kalbi, 9 Kasım 2020’de, İstanbul’da durdu. Onu çok sevdiği mezrası Kurêderşi’de Munzur Dağlarına bakan bir tepenin yamacında, yüzünü asmin çiçeği gibi güneşe çevirip, Ağbaba Ziyaretgahına dönük şekilde sırladık. Devri, zamanın uğraklarında daim olsun diye toprağına şiir kitapları ve meşe palamudu ektik.

Mehmet Çetin, bizcesi ile MÇ, gitmeden önce; ‘’iyi bir hayat yaşadım ben, üzülmeyin’’ demişti. Ama benden geriye ne kalsın diye sorarsanız ‘yazdığım en güzel şiir hayatımdı’ demek isterim. (Ogitto.com)  ‘’..de’’ diyerek hayatına direnç katan mottosunu fısıldamıştı: ‘’biz çıktığımız dağdan inmedik daha.’’ Continue reading

Soysal İkilem ya da Distopya Olmak

 

Yapay zeka çağının insan yiyicileri; beynimizi hackleyen algoritmalar üzerine bir kritik…

Continue reading

4 MAYIS 1937’DE DERSİM SOYKIRIMI İÇİN KARAR İMZALANMIŞTI

Kişilerin ve toplumların sağaltılmayan yaraları, ömürlerinin kadranında zaman eskitip, basitten karmaşığa evirilip, döngüsel bir tarih oluşturunca acı da ritüelleşir. Acıyı anlatabilse yaşayan, anlayabilse dinleyen, iki kuşak arasında sönümlenebilir ve üçüncü kuşağa ritüel olarak aktarılmamış olur. Ancak Dersim Soykırımı örneğinde olduğu gibi tanık olan, yeni nesli korumak için anlatmaktan kaçınmış, yarasını sağaltmanın yolu olarak susmayı seçmiştir.

Continue reading

‘Almanya Soykırıma Ortak Oldu’

Seyid Rıza’nın, Laçinan Deresi katliamında sağkurtulan kızı Leyla, farklı farklı silahlar kullanıldığını, hatta son bir silahın ateşinden sonra öldürülen çocukların masmavi olduğunu söyler. İşte o çocuk cesetleri üzerindeki mavi boyanın klor (Chloracetophenon) ve İperit gibi gazların izleri olduğunu, ortaya çıkardığımız bu belgelerden anlıyoruz. Belgelerde yazılanlara bakılınca, 1937-38 yıllarında yapılan Dersim Soykırımı’na Almanya ve Amerika’da iştirak etmiş.

Continue reading

ŞEYH SAİD DERSİM’E GELDİ Mİ?

Alevi kamuoyunu yıllardır meşgul eden bir istihbarat hikayesi var. Kulaktan kulağa anlatılan bu söylencenin bugüne kadar hiç bir kanıtı bulunamadı. Sözde Şeyh Said, konuk olduğu Seyid Rıza’nın yemeğini, ‘‘Alevilerin kestiği yenilmez’’ diyerek ret etmiş ve Seyid Rıza da ‘‘yemeğimizi yemeyenle nasıl birlik olacağız ki!’’ demiş.

Continue reading

ZİL ÇALDI

Annem evde bulduğu ablamdan kalma birkaç defter ve kitabı, şeffaf bir naylon torbaya tıkıştırıp, ‘‘haydi, sen de git okula’’ demişti.

Afallamıştım. Yaşamım kaçtı bilmiyordum, yedi mi?!

Sonra yan köy/mezradaki okula gitmek için bayır aşağı bağıra çağıra koşan arkadaşlarıma yetişmiş, bir süre, hayatımdaki bu yeni ‘şey’i anlamaya çalışmıştım.

Dizlerim titriyordu.

Çok heyecanlıydım.

Yan köye varmak için dere ve tepeleri tırmanmak gerekiyordu.

Ama ben dik olan bir yokuşu tırmanamamış, yarısında kesilmiştim.

Continue reading

EKİNOKS MUCİZESİ

Erzurumlu İbrahim Hakkı, 1734 yılında Tillo’da yaptığı bir manuel sistemle, hocası İsmail Fakirullah’ın mezarını aydınlatmış.

“Uzayın yollarını Tillo sokaklarından daha iyi bilirim” diyen İbrahim Hakkı’nın Siirt’in Tillo (Süryanice “Yüksek Ruh”) ilçesinde bulunan yapıları, arada aksatılsa da hala işlevlerini sürdürüyor.

21 Mart ve 23 Eylül’de doğan güneşin ilk ışıkları, duvarın ortasında bulunan pencereden süzülüp, kuledeki aynaya yansıdıktan sonra ışığın kırılması yöntemiyle pencereden türbeye ve oradan da İsmail Fakirullah’ın mezar başını aydınlatıyor.

Continue reading

MUNZUR’DAN BİR TAS SU İÇMEK

”Elazığ il sınırından çıkıp yönünüzü Peri Suyuna çevirdiğinizde, Munzur’un heybetli dağlarıyla karşılaşırsınız. Munzur Suyunun, Peri Suyuyla ikrar aldığı Peri nahiyesinin güneyi sivrisineklerin cenneti bir bataklık olmuş. Dersim il sınırına vardığınızın işaretini her ne kadar dağlar ve nehirler vermiş olsa da artık devlet de coğrafyaya işaretler koymuş. Navigasyon ve haritalarda göremeyeceğiniz bu işaretler devletin bekasını temsil ediyor. Doğrusu öyle sanıyorlar!”

Continue reading

ALEVİLERİ ÖTEKİLEŞTİREN AKP İKTİDARI OY PEŞNİNDE

Nesimi ADAY

AKP seçim beyannamesinde, ‘Cemevlerine hukuki statü tanıyacağını’ açıkladı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin seçim beyannamesinde ‘’Farklı dillerin yanı sıra, farklı inanç ve mezhepler konusunda da cesur adımlar attık. İlk defa “Alevi Çalıştayları” düzenleyerek, İslam inancının farklı yorumlarının daha özgür bir ortamda tartışılmasına ve sorunlarının demokratik bir ortamda aşılmasına zemin hazırladık. Cemevleri, eğitim sisteminde sağlıklı bilgilendirme, üniversitelerde araştırma ve uygulama merkezleri oluşturma gibi çeşitli konularda Alevi kanaat önderleri ile diyalog içinde demokratik uzlaşı temelinde gerekli adımları atacağız. Bu noktada, geleneksel irfan merkezleri ve cemevlerine hukuki statü tanıyacağız,’’ dedi.

İktidarda olduğu süre boyunca Alevilerin hiç bir talebini kabul etmeyen iktidar, yeni hamlelerle onların kırılan kalbini onarıp, onlardan ‘yararlanmanın’ hesabını yapıyor.

Continue reading

« Older posts

© 2021 Nesimi Aday

Theme by Anders NorenUp ↑